Sıddık Olmak: Hz. İbrahim’in Dürüstlüğü ve Hakkı Söylemek
17 Mart 2025
Bir insan namaz kılabilir, oruç tutabilir, dinî konularda çok şey bilebilir. Ama zor durumda kaldığında doğruyu söyleyemiyorsa, bütün bu bilgiler hayatında nereye yerleşmiş demektir?
Soru: Dürüstlüğümüz rahat zamanlarda mı, yoksa bedel ödememiz gerektiğinde mi ortaya çıkar?
Ayrılıklar ve Kaybettiğimiz Ölçü
Meryem suresinde Hz. İsa’nın insanlara Allah’ın kendi Rabbi ve onların da Rabbi olduğunu bildirdiği anlatılır. Ardından grupların ayrılığa düşmesinden söz edilir.
İnsanın kendi çıkarını ve alışkanlığını merkeze koyması, dinî konulardaki ayrılıkları büyütebilir.
Bir tarafta söylenen sözler, diğer tarafta yaşanan hayat vardır. İnsan hakikati savunduğunu söyleyebilir; fakat kardeşine güvenmeyebilir, komşusunu küçümseyebilir, bir müşteriyi kandırabilir.
Böyle bir çelişki karşısında önce kendimize bakmalıyız. Çünkü bir başkasını eleştirmek, kendi eksiğimizi düzeltmekten çok daha kolaydır.
Soru: İnandığımızı söylediğimiz ölçüyü alışverişte, ailede ve işte uyguluyor muyuz?
Bir topluluğun kendi inancını savunması ile başkasına haksızlık yapması birbirinden farklıdır. Din adına konuşurken dürüstlükten, adaletten ve merhametten uzaklaşmamak gerekir.
Meryem suresindeki pişmanlık günü uyarısı, yaptıklarımızın sonuçlarıyla karşılaşacağımızı düşündürür. Bugün önemsemediğimiz bir yanlışın yarın hesabını vermek zorunda kalabileceğimizi hatırlatır.
Mesele, korkutucu sözleri çoğaltmak değil. Mesele, daha hayattayken kendi yanlışımızı fark edebilmektir.
Hz. İbrahim’in Sıddıklığı
Meryem suresinde Hz. İbrahim, sıddık bir peygamber olarak anılır. Sıddıklık üzerinde durmak gerekir.
Doğru konuşmak yalnızca başkaları bize güvenirken kolaydır. Bazen doğruyu söylemek işimizi kaybettirebilir. Bazen bir müşteriyi, bazen bir fırsatı, bazen de bir insanın takdirini kaybedeceğimizden korkarız.
Diyelim ki bir işe geç kaldık. Telefonda hâlâ yoldaymışız gibi konuşuyoruz. Aslında evden henüz çıkmadık.
Küçük gördüğümüz bu yalan, kendimizi iyi göstermek için gerçeği değiştirmeye razı olduğumuzu anlatır.
Soru: Böyle bir anda “Geç kaldım, özür dilerim” demek neden bu kadar zor gelebiliyor?
Bir iş almak için çok düşük fiyat söylüyoruz. Sonra o fiyatla kaliteli ürün yapamayacağımız ortaya çıkıyor. Müşteriye bunu açıklamak yerine malzemeyi değiştiriyoruz.
Kazanç uğruna verdiğimiz sözü bozduğumuzda yalnızca ürünün kalitesi düşmüyor. İnsanın bize duyduğu güven de zarar görüyor.
Sıddıklık, işimize gelmeyen gerçeği de değiştirmemektir.
Bir insan hata yapabilir. Yalan söylemiş, yanlış karar vermiş olabilir. Fakat hatayı savunmakla onu kabul edip düzeltmeye çalışmak aynı şey değildir.
Her gün kendimizi yeniden sorgulayabiliriz. Dürüst olmak istiyorsak rahatken doğruyu söylediğimiz gibi baskı altında da doğruyu aramalıyız.
Babasına Seslenen İbrahim
Hz. İbrahim babasına, işitmeyen, görmeyen ve fayda veremeyen şeylere neden kulluk ettiğini sorar. Bunu yaparken ona tekrar tekrar “Babacığım” diye seslenir.
Burada iki yön dikkat çekiyor. Birincisi, neye bağlandığımızı sorgulamak. İkincisi, gerçeği anlatırken nasıl konuştuğumuza dikkat etmek.
Sert bir konuda bile muhatabını aşağılamadan konuşmak mümkündür. Hz. İbrahim’in babasına hitabı, bu açıdan düşündürücüdür.
Soru: Bir yakınımızın yanlışını gördüğümüzde ona hangi dille yaklaşıyoruz?
Bir anneye, babaya veya kardeşe yanlış gördüğümüz bir alışkanlığı anlatmak kolay olmayabilir. İnsan bazen daha ilk cümlede savunmaya geçer.
Ama karşımızdakinin öfkelenme ihtimali, bizim de küçümseyici bir dil kullanmamız gerektiği anlamına gelmez.
Babasının İbrahim’e sert karşılık verdiği de anlatılır. Demek ki doğruyu yumuşak bir dille söylemek, herkesin onu hemen kabul edeceği garantisi değildir.
Bize düşen, hakkı anlatırken kendi ahlakımızı korumaktır. Karşımızdakinin bütün tercihlerini yönetemeyiz.
Malın ve Makamın Yerini Bilmek
Bir insan evine, arabasına, şirketine veya kariyerine çok güvenebilir. Bunlar hayatın ihtiyaçlarını karşılayan araçlar olabilir.
Fakat hepsini kaybetme korkusu yüzünden haksızlığa razı olduğumuzda mesele değişir.
Bir baba elindeki toprağı asla bırakmak istemeyebilir. Bir çalışan işini kaybetmemek için yanlış bildiği şeye susabilir. Bir tüccar müşteriyi kaybetmemek için dürüst davranmaktan kaçınabilir.
Bu örneklerde asıl soru şudur: Araç olarak sahip olduğumuz şey, davranışımıza hükmeden bir ölçüye mi dönüşüyor?
Soru: Elimizdeki mülkü korurken kaybettiğimiz bir değer var mı?
Araba değişir. İşler ve teknolojiler değişir. İnsanların kullandığı eşya da zamanla farklılaşır.
Ama güvenilir olmak, emaneti korumak ve ihtiyaç sahibinin derdini önemsemek, yalnızca eşyanın değişmesiyle değersizleşmez.
Huzuru her zaman daha büyük bir mülkte aramamalıyız. Bazen insanın yanında güvenilir bir dost olması, sahip olduğu başka imkânlardan daha değerlidir.
Bir ailede güzel ev olabilir; fakat kimse kimseye güvenmiyorsa o evin büyüklüğü sorunu çözmez.
Hakkı Söylemek ve İyilik Yapmak
Dürüstlük sadece yalan söylememek değildir. Hakkı teslim etmek, yaptığımız işin sorumluluğunu almak ve birine fayda sağlamaya çalışmak da bununla ilişkilidir.
Bazen bir yakınımız bizim istemediğimiz bir tercih yapar. Doğru bildiğimizi anlatabiliriz. Ama onu zorlayıp ilişkimizdeki bütün saygıyı yok etmek çözüm değildir.
Hz. İbrahim’in kıssası, hakikate bağlılıkla birlikte sabrı ve ölçülü konuşmayı da düşünmemizi sağlar.
Bir insanın bize katılmaması, onu küçümsememize sebep olmamalı. Kendi kararımızı verirken de her övgüyü hakikatin kanıtı saymamalıyız.
Soru: Bugün dürüstlüğümüzü hangi somut davranışla gösterebiliriz?
Bir müşteriye gecikmeyi açıkça söyleyebiliriz. Verdiğimiz sözü tutmak için gerekli adımı atabiliriz. Hatalı yaptığımız bir işi kabul edip düzeltebiliriz.
İnsanın kendisini doğru sayması kolaydır. Doğru kalmak ise emek ister.
Allah’ım, bize faydalı bilgi ver. Bildiğimiz doğruyu yaşama gücü ve cesareti ver. Kibirden, yalandan ve kul hakkından bizi uzaklaştır.
Hakkı savunmak istiyorsak, önce kendi sözümüzde ve davranışımızda hakka sadık kalalım.


