Dua ile Emek Arasında Mizan

24 Mart 2023

Her şeyi Allah’tan istemek tembellik midir? Yoksa yalnızca çalışmak ve dua etmemek mi daha doğrudur?

İkisi de eksik olabilir.

İnsan hem somut bedelini öder hem de sonucunu Rabbinden ister. Hûd Suresi’nde Nûh’un kavmi üzerinden dua, öğüt, hidayet ve insanın seçimleri arasındaki ilişki düşünmeye açılır.

Her Hâlde İstemek

Soru: Allah’tan sadece sıkışınca mı isteriz?

Çoğu insan böyle yapar.

Borç gelince dua eder. Hastalanınca dua eder. Evlilikte sorun çıkınca dua eder. İşler bozulunca daha çok secde eder.

Sonra sıkıntı geçer.

İnsan güçlenir, rahatlar ve “artık kendim hallederim” duygusu başlar.

Oysa ihtiyaç sadece darlıkta yoktur.

Bollukta da insanın korunmaya ihtiyacı vardır.

“Rabbim beni şımarıklıktan koru.”

“Beni cimrilikten koru.”

“Verdiğin nimeti yanlış yerde kullanmaktan koru.”

“Beni bana bırakma.”

Bunlar bolluk duasıdır.

Dua, sadece yangın çıktığında çağrılan yardım değildir; insanın her hâlde Rabbine bağlı kalmasıdır.

Başkaları İçin de İstemek

Dua sadece “bana ver” değildir.

Ailemiz için, dostlarımız için, ihtiyacı olanlar için, yanlış yolda olanların ıslahı için dua edebiliriz.

İnsan sadece kendisini düşündüğünde dünyası daralır.

“Biz” demeyi öğrendiğinde ise merhameti büyür.

Başkasının iyiliğini istemek, insanın içindeki bencilliği de azaltır.

Dua ve Emek Birbirinin Rakibi Değildir

Bir insan büyük bir borç içinde olabilir.

Sadece “dua ederim, hiçbir şey yapmam” demek doğru değildir.

Haramdan çıkması gerekiyorsa çıkar. İsrafı bırakır. Aza kanaat eder. Çalışır. Borcu planlar. Küçük miktarları küçümsemez.

Aynı şekilde “ben çalışırım, duaya gerek yok” demek de başka bir uçtur.

Soru: Neden ikisinden birini seçmek zorundaymışız gibi düşünüyoruz?

İnsan hem çalışır hem dua eder.

Somut bedel ile soyut yöneliş birlikte yürür.

Bir çiftçi toprağı sürmeden yalnızca ürün beklemez. Fakat toprağı sürüp yağmurun, bereketin ve sonucun tamamen kendi kontrolünde olduğunu da sanmaz.

Bu denge hayatın her alanında geçerlidir.

Hidayet Zorla Verilmez

Nûh’un kıssasında çok ağır bir gerçek vardır.

İnsan birine öğüt vermek isteyebilir. Onu çok sevebilir. Kurtulmasını çok arzu edebilir.

Fakat karşı tarafın seçimi vardır.

Bir anne çocuğuna her şeyi anlatabilir. Bir eş diğer eşe defalarca doğruyu gösterebilir. Bir dost dostunu uyarabilir.

Son kararı bizim vermemiz mümkün değildir.

Bu, vazgeçmek anlamına gelmez.

Elimizden geleni yapar, sonra sonucu Rabbimize bırakırız.

Soru: Biz insanları değiştirmeye mi çalışıyoruz, yoksa doğruyu ulaştırıp sonucu Allah’a mı bırakıyoruz?

Bu ayrım insanı gereksiz bir yükten kurtarır.

Bilmediğimiz Şeyi Kesinmiş Gibi Konuşmamak

İnsan bazen bilgisi olmayan konuda kesin hükümler verebilir.

Kendi tahminini gerçek zanneder.

Kendi korkusunu bilgi gibi anlatır.

Kendi tecrübesini herkes için geçerli bir yasa hâline getirir.

Oysa insan sınırlıdır.

Bugünü bilir, yarını bilmez.

Bir sebebi görür, bütün sebepleri göremez.

Bu yüzden dua ederken de karar verirken de tevazu gerekir.

“Rabbim yanlış istiyorsam beni düzelt.”

“Bilmediğim şeyi kesinmiş gibi istemekten beni koru.”

Bu bilinç insanı hem kibirden hem de yanlış beklentiden korur.

Dünya ile Ahiret Arasında Bağ Kurmak

İnsan dünyadaki sebep-sonuç ilişkisini çok iyi görür.

Çalışırsa kazanır. Öğrenirse gelişir. Yanlış yaparsa bedel öder.

Ahiret bilinci de bu sorumluluk duygusunu büyütür.

Bugün yaptığımız şeylerin bir karşılığı olduğunu hatırlatır.

Dua burada hayatın dışına kaçış değildir.

Tam tersine; hayatın içinde daha dikkatli seçim yapma gücü verir.

Soru: Bugün Rabbimizden ne istiyoruz ve o isteğin bedelini somut olarak ödüyor muyuz?

İş istiyorsak çalışıyor muyuz?

Huzur istiyorsak dilimizi ve davranışlarımızı düzeltiyor muyuz?

Bereket istiyorsak haramdan kaçınıyor muyuz?

Bağışlanmak istiyorsak hatamızı kabul ediyor muyuz?

Dua ile emek arasında mizan kurulduğunda insan ne tamamen kendi gücüne tapar ne de sorumluluğu bırakıp bekler.

Başlarken Bismillah Demek

Bir işe “Bismillah” diyerek başlamak, sadece dil alışkanlığı değildir.

İnsan kendisine şunu hatırlatır: “Bu işe kendi gücüme güvenerek değil, Rabbimin adıyla başlıyorum.”

Yemeğe başlarken, evden çıkarken, çalışmaya koyulurken veya önemli bir karar verirken bu hatırlayış benliği küçültür.

Çünkü insanın sahip olduğu akıl, beden, zaman ve fırsat da kendisine verilmiştir.

Soru: Bir işe başlarken ilk düşündüğümüz şey başarı mı, doğru niyet mi?

Doğru niyet, sonucun istediğimiz gibi olmaması durumunda da bizi korur.

Dua Sonucu Değil, İnsanı da Değiştirir

İnsan dua ederken sadece dışarıdaki bir şeyin değişmesini istemez.

Kendisi de değişir.

Borcu için dua eden insan israfını fark edebilir. Evliliği için dua eden insan kendi dilini ve davranışını sorgulayabilir. Huzur isteyen insan önce kalbindeki öfkeyle yüzleşebilir.

Bu yüzden dua, “ben hiçbir şey yapmayayım, dışarıdaki şartlar değişsin” demek değildir.

Dua bazen bize kendi değiştirmemiz gereken tarafı gösterir.

Rabbinden yardım isteyen insan, kendi sorumluluğundan kaçmamalıdır.

Küçüğü Küçümsememek

Büyük bir borcun yanında küçük bir ödeme anlamsız görünebilir.

Büyük bir hedefin yanında küçük bir adım değersiz gelebilir.

Fakat hayat küçük adımlarla değişir.

İnsan bazen “beni beş lira kurtarmaz, beş bin lira kurtarmaz” diyerek küçük bedelleri önemsemez. Aynı zihniyet onu borca veya dağınıklığa sürüklemiş olabilir.

Aza kanaat etmek, küçüğü önemsemek, küçük israfı bırakmak, küçük ama düzenli bir iyilik yapmak büyük dönüşümün başlangıcı olabilir.

Soru: Biz büyük mucize beklerken yapabileceğimiz küçük doğru adımı erteliyor muyuz?

Sonucu Kontrol Etme Arzusundan Vazgeçmek

İnsan çalıştığı zaman sonucu da belirlemek ister.

“Ben bu kadar emek verdim, mutlaka böyle olmalı.”

Fakat hayat her zaman hesapladığımız gibi ilerlemez.

Bu, emeğin boşa gittiği anlamına gelmez.

Bazen istediğimiz kapı açılmaz; başka bir kapı açılır. Bazen bir insanı değiştiremeyiz ama kendi sınırımızı öğreniriz. Bazen dua ettiğimiz şey hemen gelmez ama beklerken sabrı öğreniriz.

Teslimiyet, hiçbir şey yapmamak değil; yaptıktan sonra sonucu zorla yönetmeye çalışmamaktır.

Dua ile Sorumluluk Birleştiğinde

Bir işte dürüst olmak için dua edip sonra yalan söylemek çelişkidir.

Bereket isteyip haram kazancı sürdürmek çelişkidir.

Huzur isteyip evde sürekli kırıcı konuşmak çelişkidir.

Bağışlanmak isteyip hatayı kabul etmemek çelişkidir.

Bu yüzden dua, amele çağırır.

İnsan istediği şeyin yolunda elinden gelen doğru adımı atar.

Sonra kalbine şu cümleyi yerleştirir: “Ben sebebe sarıldım; sonucu belirleyen ben değilim.”

Dua Ettiğimiz Şey Hemen Olmayınca

İnsan dua eder ve sonucu hemen görmek ister.

“İstedim, neden olmadı?” diye sorar.

Burada yine kontrol arzusu ortaya çıkar.

Dua bir alışveriş değildir. İnsan isteğini Rabbine sunar ama zamanını ve biçimini kendisi belirleyemez.

Soru: Duamızı yalnızca istediğimiz sonuç gelirse mi değerli sayıyoruz?

Bazen beklerken sabır öğreniriz.

Bazen istediğimiz şeyin bize uygun olmadığını daha sonra fark ederiz.

Bazen de sonuç gelir ama bizim düşündüğümüz yoldan gelmez.

Bu yüzden dua ederken emek kadar sabır da gerekir.

İstemek Kibir Değil, Kulluğun Bir Parçasıdır

İnsan bazen sürekli istemeyi ayıp gibi görebilir.

“Allah bana zaten çok verdi, bir daha istemeyeyim.”

Fakat mesele sadece dünyalık istemek değildir.

Hidayet istemek, sabır istemek, şükür istemek, doğru karar istemek, nefsin aşırılığından korunmayı istemek de duadır.

Bollukta dua böyle değişir.

Darlıkta “bana ver” derken bollukta “bana verdiğini doğru kullanmayı nasip et” diyebiliriz.

Bu, insanın her hâlde Rabbine muhtaç olduğunu hatırlatır.

Soru: Şu anda dua ettiğimiz konu için bugün atabileceğimiz en küçük somut adım nedir?

Dua bizi hareketsiz bırakmamalı. Bir telefon görüşmesi, bir özür, küçük bir ödeme, yeni bir başvuru veya kötü bir alışkanlığı kesmek… Bazen duanın yanında atılacak adım çok küçüktür ama yönü değiştirir.

İnsan dua ederken sadece kendi istediği sonucu değil, doğruyu görebilmeyi de istemelidir. “Rabbim, bu isteğim bana zarar verecekse beni ondan uzaklaştır; hayırlıysa kolaylaştır” diyebilmek teslimiyeti büyütür. Böyle bir dua, isteği inkâr etmez; isteğin üzerine Allah’ın ilmini ve hikmetini koyar.

Elinden geleni yap, sonra sonucu sahibine bırak.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir