Bahçe Sahiplerinin Yanılgısı: Kesin Konuşmak, Kaybetmek ve Tövbe
18 Temmuz 2021
Soru: Yarın elimizde olacak şeylerden bugün ne kadar emin olabiliriz?
Bir bahçemiz olduğunu düşünelim. Günlerce çalışmışız, ürünler büyümüş ve hasat zamanı gelmiş. Artık önümüzde yalnızca kazanç varmış gibi davranıyoruz.
Kalem suresindeki bahçe sahiplerinin yanılgısı tam da burada beliriyor. Sabah erkenden ürünleri toplayacaklarına kararlıydılar. Fakat hem sonucu kesin görüyor hem de ihtiyaç sahiplerini kendi hesaplarının dışında tutuyorlardı.
Bir gece içinde planları altüst oldu. Sabah bulacaklarını düşündükleri bahçeyi bildikleri hâliyle bulamadılar.
Bu kıssayı yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaket olarak okumayalım. İçindeki aceleyi, kesinliği ve bencilliği kendi davranışlarımızda da arayalım.
Kesin sonuç ilan etmek
Kalem suresinde bahçe sahiplerinin sabah ürünleri toplayacaklarına dair kararları anlatılır. Ardından başlarına gelen ve bahçenin hâlinin değişmesi gösterilir.
Soru: Çalışmamız, sonucu garanti etmeye yeter mi?
Çalışmak gerekir. Ekin ekmeden hasat beklemek, hiçbir şey üretmeden kazanç istemek doğru bir yol değildir.
Ama çaba göstermekle geleceğe hükmetmek farklı şeylerdir. Bir işe başladığımızda elimizden geleni yaparız; yine de yarın hangi durumla karşılaşacağımızı bütünüyle bilemeyiz.
Bir şirket kurabiliriz. Müşterilerimiz olabilir, siparişler alabiliriz. Buna rağmen her ay aynı kazancı sağlayacağımızı kesin bir dille söyleyemeyiz.
Bir evlilik yaparken de birlikte iyi bir hayat kurmayı isteyebiliriz. Fakat iki insanın bütün davranışlarını ve bütün yıllarını şimdiden kontrol edemeyiz.
Kesin hüküm vermek yerine doğru sebepleri oluşturalım.
Bahçe sahiplerinin hatası, yalnızca gelecek hakkında tahminde bulunmaları değildi. Kendilerini sonucun tek sahibi gibi görmeleri de düşünmemiz gereken bir noktadır.
Bir plan kurarken Rabbimizi unutmamak, bizi çalışmaktan uzaklaştırmaz. Aksine çalışmanın sınırını görmemizi sağlar.
Paylaşmayı unutan kazanç
Bahçe sahipleri sabah kimseye pay vermeden ürünleri toplamak istiyordu. İçlerindeki yoksulun payını düşünmek yerine yalnızca kendilerine kalacak kazanca odaklanmışlardı.
Burada önemli bir çelişki var. Toprağın ürün vermesini istiyorlar, fakat o ürünün başkasıyla paylaşılmasını istemiyorlar.
Soru: Bolluk bizi cömertleştiriyor mu, daha da mı tutumlu yapıyor?
Kazancın tamamını kendi emeğimizin eseri saydığımızda paylaşmak zor gelebilir. Birine verirsek eksileceğimizi düşünürüz.
Fakat bütün hesabı yalnızca kendimiz üzerinden kurduğumuzda, ihtiyacı olan insanı görmeyebiliriz.
Bahçe sahipleri sabah erkenden yola çıkıyorlar. Kimsenin kendilerine uğramasını istemiyorlar. İçlerinde biri daha sağduyulu davranılması gerektiğini hatırlatıyor.
Bu sahnede kendimizi düşünelim. Bir yanlışın içindeyken uyarıldığımızda ne yapıyoruz? Uyarıyı dinliyor muyuz, yoksa zaten her şeyi bildiğimizi mi söylüyoruz?
Bazen bir arkadaşımız, kardeşimiz veya çalışanımız bize ölçülü davranmamızı söyler. Biz ise kararımız kesinleştiği için o sesi duymayız.
Oysa iyi bir uyarıyı zamanında dikkate almak, sonradan pişman olmaktan farklıdır.
Kaybedince başlayan yüzleşme
Bahçenin hâli ortaya çıktığında sahipleri önce şaşkınlık yaşıyor. Ardından birbirlerini kınamaya başlıyorlar.
Soru: Bir kayıp yaşadığımızda ilk işimiz suçlu aramak mı?
İnsan bir işte zarar ettiğinde hemen ortağını, çalışanını veya şartları suçlayabilir. Bir ilişkisi bozulduğunda da bütün hatayı karşı tarafa yükleyebilir.
Kıssadaki insanların birbirlerine yönelmesi bize bu hâli hatırlatıyor. Sonuçla karşılaşmak, insanı kendi payıyla yüzleştirebilir.
Ancak pişmanlık sadece başkasını suçlamaya dönüşürse aynı yanlışın nedenini göremeyiz.
Bahçe sahipleri sonunda zalimlerden olduklarını kabul ediyorlar. Buradaki kabul, yalnızca toprağı kaybettiklerini söylemek değildir.
Yanlış yaptıklarını anlamaya ve Rablerine yönelmeye başlıyorlar. Daha hayırlısını istemeleri de bu dönüşün içinde yer alıyor.
Yanlışı kabul etmeden değişim başlamaz.
Tövbe üzerinde düşünürken yalnızca bir cümleyi tekrar etmeyi değil, davranışımızı nasıl düzelteceğimizi de sorgulayalım.
Bir şirketin içinde haksız kazanç, faiz veya kul hakkı varsa, bunları görmezden gelip sadece kazancın artmasını beklemek sorunu çözmez.
Bir ailede sürekli kırıcı sözler söyleniyorsa, aynı sözleri tekrarlayarak huzurun kendiliğinden gelmesini beklemek de yeterli olmaz.
Ne yapıyorsak onun sorumluluğunu üstlenmek zorundayız. İyiliğe döneceksek önce hangi davranıştan vazgeçeceğimizi bilmeliyiz.
Daha hayırlısını istemek
Kıssanın sonunda bahçe sahipleri Rablerinden daha hayırlısını umuyor. Bu, kaybı yok saymak değildir.
Kaybettiklerini görüyorlar. Yaptıklarının yanlış olduğunu da kabul ediyorlar. Sonra yönlerini yeniden belirliyorlar.
Soru: Biz bir yanlışın ardından yalnızca kaybettiğimizi mi istiyoruz, yoksa değişmeyi de istiyor muyuz?
Bazen insan bütün duasını eski durumuna dönmeye indirger. Aynı paraya, aynı işe, aynı rahatlığa kavuşmak ister.
Fakat eski tavrımız değişmezse eski sorunumuz da bizimle birlikte gelebilir. Bu yüzden yalnızca sonucumuza değil, sonuçtan önceki seçimlerimize de bakmalıyız.
Tarlanın yeniden ürün vermesiyle insanın yeniden doğruya yönelmesi iki ayrı konudur. Bolluğu istemek doğal olabilir; doğru davranışı seçmek ise bizim sorumluluğumuzdur.
Önce bildiğimiz yanlışı durdurmalıyız. Birine zarar verdiysek telafi etmeye çalışmalı, sözümüzde durmadıysak bunu kabul etmeliyiz.
Bir işte zorluk yaşıyorsak çabamızı sürdürürken geleceğin tüm ayrıntılarını kendimizin yönettiğini sanmamalıyız.
Bollukta olduğu kadar yoklukta da Rabbimize yönelmek, bu kıssadaki temel hatırlatmalardan biridir.
Sonuca değil, doğru yola bağlı kalmak
Kalem suresindeki bahçe sahiplerini düşünürken aklımızda iki ayrı sabah kalsın. İlkinde kazançlarından emin olarak yola çıkmışlardı. İkincisinde kendi yanlışlarıyla karşılaştılar.
Aynı insanların iki hâli, bizim de nasıl değişebildiğimizi gösteriyor.
Soru: Yarın sabah planlarımız değişirse bugün doğru bildiğimiz davranıştan vazgeçecek miyiz?
Hasat için çalışalım; fakat sonucu kesin ilan etmeyelim. Kazandığımızda paylaşmayı unutmayalım. Kaybettiğimizde başkasını suçlamadan önce kendi payımıza bakalım.
Bu üç davranış, bahçe sahiplerinin yaşadıklarını hayatımıza taşımanın bir yoludur.
Bir insanın gerçek kazancı, elindekini kaybetse de doğruya yeniden yönelebilmesidir.


