Esma’nın Hikâyesi: Haksızlık Karşısında Sabır ve Umut

17 Ekim 2025

Esma’nın sessizliği bize ne anlatıyor?

Soru: Bir insanın yaşadığı haksızlığı gördüğümüzde ne yapıyoruz?

Esma yoksul bir ailenin çocuğuydu.

Evlerinde imkânlar sınırlıydı.

Bir gün ona İstanbul’da daha iyi şartlarda yaşayacağı söylenerek ailesinden ayrıldı.

Gittiği ev büyük ve gösterişliydi.

Ama orada gördüğü muamele, bir çocuğun hak ettiği şefkatten uzaktı.

Esma ağır işlere koşuldu.

Yanlış yaptığında incitildi.

Çevresindeki yetişkinler onun çocuk olduğunu, korunmaya ihtiyacı bulunduğunu unuttu.

Bir evin zenginliği, içindeki insana merhamet gösterilmiyorsa huzur getirmez.

Görünmeyen acıyı fark edebiliyor muyuz?

Haksızlık bazen para kaybı gibi görünür.

Bazen de insanın güvenini, huzurunu ve kendine duyduğu değeri yaralar.

Birinin hakkı yenince yalnızca elinden alınan şeyi düşünmeyelim.

Yaşadığı korkuyu da görelim.

Yalnız bırakılmışlığını da duyalım.

Bir yetişkin, bir çocuğun gördüğü zararı fark ettiği hâlde susarsa, çocuk kendini korumasız hissedebilir.

Bu yüzden zulmü görmezden gelmemek önemlidir.

Güvenli ve doğru bir yoldan yardım aramak gerekir.

Bir çocuğun uğradığı kötü muameleyi “Sabret, geçer,” diyerek geçiştiremeyiz.

Onu korumak için harekete geçmeliyiz.

Soru: Sessizliğimiz, haksızlığın sürmesine izin veriyor mu?

Sabır, haksızlığı kabul etmek midir?

Sabır, her şeye boyun eğmek değildir.

Haksızlığı doğru saymak hiç değildir.

Sabır, doğru olanı ararken öfkenin bizi yanlış bir davranışa sürüklemesine izin vermemektir.

Hakkımızı güvenli ve adil yollarla arayabiliriz.

Bir yakınımızdan destek isteyebiliriz.

Çocuk veya savunmasız biri risk altındaysa, onu koruyacak yetişkinlere ve yetkililere başvurabiliriz.

İnsan haksızlığa uğradığında sinirlenebilir.

Bu duygu anlaşılırdır.

Fakat öfkeyle vereceğimiz kararın yeni bir zarara yol açıp açmayacağını da düşünmeliyiz.

Sabır, hakkı ararken ölçüyü kaybetmemektir.

Dua bize nasıl güç verir?

Esma’nın hikâyesinde dua, onun iç dünyasındaki yönelişi gösterir.

İnsan korktuğunda ve yalnız hissettiğinde Allah’a seslenebilir.

“Allah’ım, beni görüyorsun. Bana yardım et,” diyebilir.

Dua, acıyı yok saymamıza değil, onun içinde Rabbimize yönelmemize yardım eder.

Fakat dua etmek, gereken korumayı ve desteği aramaktan vazgeçmek değildir.

Hem Allah’tan yardım isteriz hem de bize düşen adımları atarız.

İçimizdeki sıkıntı uzun sürüyorsa güvendiğimiz kişilerden ve uygun uzmanlardan destek almak da önemlidir.

Her acı aynı sürede geçmez.

Bir insanın iyileşme yolculuğunu başkasının takvimiyle ölçmeyelim.

Haksızlık karşısında ne yapabiliriz?

Önce olanı dikkatle dinleyelim.

Çocuğu veya zarar gören kişiyi suçlamayalım.

“Niye karşı koymadın?” diye sormayalım.

Onun güvende olduğundan emin olmaya çalışalım.

Doğru destek ve koruma yollarını bulalım.

Adaleti sağlamak isterken yeni bir iftira veya şiddet üretmeyelim.

Haksızlığa uğrayanın hakkını savunalım.

Esma’nın hikâyesi, bize zenginlikle merhametin aynı şey olmadığını hatırlatıyor.

Bir insanın ihtiyacını görmek, onu korumak ve ona değer vermek gerekir.

Soru: Çevremizde yardıma ihtiyacı olan birini görüyor muyuz?

Belki onu dinleyebiliriz.

Belki yalnız olmadığını hissettirebiliriz.

Belki de güvenli bir yardım yolu bulmasına destek olabiliriz.

Allah’tan haksızlığa uğrayanlara güç vermesini, bize de onları koruyacak merhamet ve cesaret vermesini isteyelim.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir