Allah’ı Memnun Etmek Ne Demektir? Rıza, Şükür ve İyilik
17 Temmuz 2021
Soru: Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoksa O’nun rızasını kazanmak ne anlama gelir?
İnsan bu soruyu sormadan bazen yıllarca ibadet eder. Namaz kılar, oruç tutar, bir şeylerden uzak durur. Fakat neden yaptığını düşünmediğinde, kendi hayatındaki asıl değişimi fark edemeyebilir.
Allah’ın bizim malımıza, sözümüze ya da ibadetimize ihtiyacı olmadığını kabul ediyoruz. Öyleyse O’nun hoşnutluğunu, bizim bir ihtiyacı karşılamamız gibi düşünemeyiz.
İhtiyaç ile hoşnutluk aynı şey değildir.
Rıza neyi anlatır?
Rıza, hoşnut olmak ve memnun olmakla ilgili bir kavramdır. Kur’an’da Allah’ın rızasının anılması, bize ilişkimizin yalnızca korkuyla kurulmadığını da düşündürür.
Bir insan çok zengin olabilir. Maddi olarak hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Ama doğum gününde onu arayıp güzel bir söz söylediğinizde sevinir.
O kişinin bir eksikliğini tamamlamadınız. Ona yalnızca hatırlandığını gösterdiniz.
Elbette Allah ile insanı aynı şekilde düşünemeyiz. Bu yalnızca ihtiyaç duymak ile hoşnut olmanın farklı kavramlar olduğunu anlamaya yarayan bir örnektir.
Soru: Biz ibadeti yalnızca yapılacak bir görev olarak mı görüyoruz?
Kur’an’da bildirilen emirler, yasaklar, helaller ve haramlar, bizim hayatımızı ilgilendirir. Namaz, oruç, ticarette doğruluk ve başkasına zarar vermekten sakınmak, ihtiyaçlarımız ve seçimlerimizle ilişkilidir.
Allah bunları bizim iyiliğimiz için bildirir. Bir yasaktan uzak durduğumuzda Allah’ın bir eksikliğini gidermeyiz. O davranışın bizi ve çevremizi nasıl etkilediğini düşünürüz.
İşte burada niyetimiz de görünür hâle gelir. Yalnızca bir emri yerine getirdiğimizi söylemekle, o emrin bizi nasıl bir insana dönüştürdüğünü sorgulamak aynı değildir.
Bir ürüne gösterilen özen bize ne anlatır?
Bir masa lambası tasarladığınızı düşünün. Üretimi için emek harcadınız, malzeme seçtiniz, tasarımını geliştirdiniz.
Birisi lambayı satın alıyor. Dikkatle kullanıyor, ürünün tasarımını beğeniyor ve başkalarına da tavsiye ediyor.
Ürününüzü kullanma biçimi ve onunla ilgili söyledikleri sizi sevindirebilir. Siz o kişinin övgüsüne muhtaç olduğunuz için değil, verdiğiniz emeğin güzel karşılık bulduğunu gördüğünüz için memnun olursunuz.
Bu örneği Allah’ın yarattıklarına nasıl davrandığımızı düşünmek için kullanabiliriz. Etrafımızdaki insana, hayvana, bitkiye ve doğaya nasıl yaklaşıyoruz?
Soru: Sahip olmadığımız bir şeyin sahibiymişiz gibi davranıyor muyuz?
Yaratılanları hoyratça kullanmakla, onları koruyup gözetmek aynı tavır değildir. Bir hayvana zarar vermemek, bir bitkiyi gereksiz yere koparmamak, bir insana kaba davranmamak günlük tercihlerimizdir.
Yalnızca büyük kararlar değil, küçük karşılaşmalar da bizim nasıl biri olduğumuzu gösterir.
Birine yardım edebileceğimiz hâlde yüz çevirdiğimizde, bilmediğimizi değil, bir seçim yaptığımızı fark edelim.
Şükür, tövbe ve paylaşma
Şükür, verilen nimeti görmektir. Hamd ederken yalnızca dilimizle teşekkür etmekten söz etmiyoruz; verileni nasıl kullandığımıza da bakıyoruz.
Bir yanlış yaptığımızda bunu kabul edebilmek, özür dilemek ve tövbeye yönelmek de önemlidir. İyi bir insan olduğumuzu ilan etmekle, yanlışımızı düzeltmeye çalışmak arasında fark vardır.
Bildiğimiz doğruyu paylaşabiliriz. İlim, emek ve imkânlarımızdan başkaları da yararlanabilir.
İnfak yalnızca para vermekle sınırlı düşünülmemeli. Öğrendiğimiz faydalı bir bilgiyi paylaşmak, ihtiyacı olan birine zaman ayırmak ve elimizdekinden vermek de üzerinde durabileceğimiz davranışlardır.
Soru: Kendi sıkıntımız varken başkasının derdini dinleyebilir miyiz?
İnsan bazen kendi sorunlarının dışında hiçbir şey göremez. Zihni o kadar meşguldür ki yanındaki kişinin de zorlandığını fark etmez.
Bir yakınımızın konuşmaya ihtiyacı olabilir. Bir yetim ilgi bekliyor olabilir. Bir yoksulun ihtiyacını giderebilecek durumda olabiliriz.
Bunları görmezden gelmek yerine küçük de olsa bir adım atabiliriz. Başkasına uzatılan el, bizim de yalnız kendi etrafımızda dönmemizi engeller.
Mâide suresi 16. ayette Allah’ın rızasını arayanların esenlik yollarına yöneltilmesi ve karanlıklardan aydınlığa çıkarılması anlatılır.
Bu hatırlatma, rıza arayışını günlük hayatımızdan ayrı tutmamamızı sağlar.
Yalnızca bir söz söyleyip sonra herkesi kırmakla, o sözü davranışlarımızda yaşamak aynı şey değildir. Yardım ederken, tövbe ederken, şükrederken hep bu ilişkiyi düşünelim.
Soru: Bugün Allah’ın yarattığı hangi insana veya canlıya daha iyi davranabilirim?
İbadetlerimizi düşünelim, ama orada durmayalım. Dilimizin, elimizin ve kazancımızın başkasına nasıl dokunduğunu da görelim.
Allah’ın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıyoruz. O’nun gösterdiği yolda daha iyi bir kul olmaya çalışıyoruz.
Rızayı aramak, iyiliği sözde bırakmadan yaşamaya yönelmektir.


