Helal ve Haram Nerede Başlıyor? Fayda, Zarar ve Bereketin Ölçüsü

29 Kasım 2021

Hedefe giderken hangi yolu kullanıyoruz?

Hepimizin bir isteği var. Bir iş bulmak, mesleğimizde ilerlemek, borçlarımızı düzene koymak veya ailemize daha iyi şartlar sunmak isteyebiliriz. Bir hedef belirlediğimizde çoğu zaman gözümüz sonuca gider. Fakat oraya ulaşmak için yaptıklarımız da en az hedefin kendisi kadar önemlidir. Bu derste helal ve haram kavramlarını günlük davranışlarımızın içinde düşünmeye çalışıyoruz. Yalnızca ne elde ettim diye değil, nasıl elde ettim ve kime ne etkisi oldu diye de soruyoruz.

Bir sonucu istemek, o sonuca götüren her yolu doğru yapmaz. İşimi büyütmek istiyorum diye müşteriyi yanıltamam. Aileme faydalı olmak istiyorum diye başkasının hakkını eksiltemem. İyi bir niyet, kullandığımız yöntemi değerlendirme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu ayrımı hayatımızın küçük ayrıntılarında da gözetmeliyiz. Söylediğimiz bir söz, yaptığımız bir satış veya verdiğimiz bir karar, hedefimizin hangi ahlakla birlikte yürüdüğünü gösterir. Dersteki örnekleri başkalarını suçlamak için değil, kendi yolumuzu daha dikkatli görebilmek için düşünelim.

İsteklerimizi yok etmek değil, ölçüye kavuşturmak

İnsan istemeden yaşamaz. Yemek, dinlenmek, sevilmek ve bir şey başarmak isteriz. Derste de istemenin kendisinin kötü olmadığı hatırlatılır. Sorun, bir isteğin bütün ölçülerimizin önüne geçmesiyle başlar. Mutlaka bunu elde etmeliyim dediğimizde, o güne kadar önem verdiğimiz bir ilkeyi birden erteleyebiliriz. İşte o noktada durup kendimize bakalım. Gerçek bir ihtiyacımı mı karşılıyorum, yoksa bu sonucu alamazsam hiçbir değerim kalmayacağını mı düşünüyorum? İsteğimizin büyüklüğü, bazen başka gerçekleri görmemizi zorlaştırabilir.

Azim ile hırs arasındaki ayrım burada yeniden önem kazanır. Azimli insan gerekli sebepleri oluşturmaya çalışır; öğrenir, emek verir ve eksiklerini tamamlar. Hırs baskın olduğunda ise yalnızca sonuca odaklanıp yolun ahlakını unutabiliriz. Çabayı bırakmadan bu aşırılığı azaltmak mümkündür. Bugün yapabileceğim doğru iş nedir diye sorabilirim. Her şartı yönetemediğimi bilerek plan yapabilir, bir yanlış gördüğümde yöntemimi değiştirebilirim. Allah’a güvenmek, çalışmayı terk etmek değil; gayretimi dürüstlükle sürdürürken sonucu mutlak biçimde sahiplenmemektir.

Bereket ile çok kazancı karıştırmayalım

Dersin önemli kavramlarından biri berekettir. Bir kazancın miktarı ile hayatımızdaki karşılığı her zaman aynı olmayabilir. Çok para gelmesi, onun faydalı ve özenli kullanıldığı anlamına gelmez. İmkânlarımız artarken israfımız da artabilir; gösteriş için aldığımız şeyler yeni yükler oluşturabilir. Bu yüzden sadece gelirin büyüklüğüne bakarak her şeyin iyi gittiğini söylemeyelim. Elimizdeki imkân neyi karşılıyor? Nereye harcanıyor? Başkalarına faydası var mı? Kazanırken ve kullanırken hangi sorumlulukları yerine getiriyoruz?

Bereketi düşünürken başkasının sıkıntısından onun ahlakına dair kesin sonuç da çıkarmayalım. Bir insan geçim zorluğu yaşıyor diye yanlış kazandığını bilemeyiz. Herkesin şartları farklıdır ve dışarıdan görmediğimiz yükleri olabilir. Burada kendimize yönelteceğimiz soru, kendi imkânımızı nasıl kullandığımızdır. Gelirimiz az da olsa sorumlulukla davranabilir, israfı azaltabilir ve hakkaniyeti koruyabiliriz. Çok kazanırken de aynı ölçüye ihtiyacımız vardır. Nimetin büyüklüğünü yalnızca sahip olma duygusuyla değil, onunla ne yaptığımızla birlikte değerlendirelim.

İsraf görünmeyen bir eksiltme olabilir

Evde ihtiyacımızdan fazla alıp kullanamadığımız yiyecekleri çöpe attığımızı düşünelim. Yalnızca bir ürün gitmez; onun için harcanmış emek ve imkân da ziyan olur. İşyerinde kullanılamayacak kadar malzeme biriktirmek veya gereksiz tüketimi alışkanlık hâline getirmek de benzer bir sorumluluk doğurur. Ders, israfı bereketle ilişkilendirirken bizi bu somut kayba bakmaya çağırıyor. Tutumlu olmak, hayatı daraltmak değildir. Gerçek ihtiyacımızı fark ederek aldığımızı ve kullandığımızı daha dikkatli düzenlemektir.

Bu dikkati küçük adımlarla geliştirebiliriz. Elimizde ne olduğunu bilmeden yenisini almak yerine önce kontrol edebiliriz. Kullanılabilecek bir eşyayı hemen değiştirmek yerine onarımını düşünebiliriz. Artanı değerlendirebilir, ihtiyaç fazlasını uygun biçimde paylaşabiliriz. Aile içinde de bunu sadece yasaklarla değil, birlikte örnek olarak öğretebiliriz. Bir çocuğa her isteği için kızmak yerine ihtiyaçla isteğin farkını konuşabiliriz. Amacımız kimseyi yoksun bırakmak değil, bize ulaşan nimeti özenle kullanmayı öğrenmek olsun. Şükür, bu özenle davranışa dönüşür.

Satışta aldatma nerede başlıyor?

Derste ürünün fiyatını düşürmek için niteliğini gizlice değiştirme örneği veriliyor. Daha ucuz bir ürün yapmak tek başına yanlış değildir. Fakat malzemenin kalitesi düşmüşken bunu söylememek veya ürünün ömrünü olduğundan uzun göstermek müşteriyi yanıltır. Karşı taraf ne aldığını bilmiyorsa kararını eksik bilgiyle verir. Biz satış yapmış görünürüz; fakat onun güvenini ve hakkını zedelemiş oluruz. Bu yüzden ürünün hangi ihtiyaca uygun olduğunu ve bilinen sınırlılıklarını açıkça anlatmak gerekir.

Aynı ölçü bir hizmette de geçerlidir. Bir işi yapabileceğimizi söylüyorsak gerçekten hangi kısmını yapabildiğimizi bilmeliyiz. Sırf sözleşme olsun diye bilmediğimiz bir yeteneğe sahipmişiz gibi davranmayalım. İş hazır değilken hazır dediysek, küçük bir gecikmeyi örtmek için gerçeği değiştirmiş oluruz. Böyle davranışlar yaygınlaşınca insanlar birbirine güvenmekte zorlanır. Dürüstlük bazen bir satışı ertelemeyi veya bir işi kabul etmemeyi gerektirir. Kısa vadeli kazançla uzun vadeli güveni aynı şey sanmayalım. İşimizin değerini, karşı tarafın gerçekten gördüğü faydada da arayalım.

Yalanın sadece büyük olanı zarar vermez

Bir yalanı küçük olduğu için önemsiz saymak kolaydır. Bunu söylesem kimseye bir şey olmaz diye düşünebiliriz. Fakat karşı taraf o bilgiye göre plan yapıyorsa, sonuç bizim düşündüğümüzden farklı olabilir. Bir teslim tarihi, bir ürünün geçmişi veya bir işin hangi aşamada olduğu başkası için önem taşıyabilir. Derste yalan, yalnızca söylenen bir cümle olarak değil, hayatın içine taşınan yanlış bir yol olarak ele alınıyor. Gerçeği saklayarak oluşturduğumuz rahatlık, daha sonra daha büyük açıklamalar gerektirebilir.

Dürüst olmak, her durumda kırıcı ve sert konuşmak değildir. Bir gerçeği saygıyla ifade edebiliriz. Henüz bitirmedim, burada hata yaptım veya bunu şu şartlarda yapabilirim demek mümkündür. Böylece karşı taraf da kendi kararını daha sağlıklı verir. Yanlış bir söz söylediysek yeni bir yalanla sürdürmek yerine durabiliriz. Açıklamak, özür dilemek ve zararı telafi etmek kolay olmayabilir; fakat güvenin yeniden kurulabilmesi için gerçek bir adım olur. Doğrulukla başlamak kadar, işin sonunda da doğruluğu korumaya çalışalım.

Fayda yalnızca bizim kazancımız değildir

Bir ürün veya hizmet sunarken, onun bana ne kazandıracağı kadar karşı tarafa ne vereceğini de düşünmeliyim. Gerçek bir ihtiyacı karşılıyor mu? Anlattığım özellikler doğru mu? Kullanımından doğabilecek sorunları biliyor muyum? Bir insanın ihtiyacı olmadığı hâlde sırf kazanmak için onu baskıyla ikna etmeye çalışmak bu soruları geri plana iter. Ders, helal kazancı faydalı ve dürüst işle ilişkilendirirken sadece sonuçtaki paraya bakmamamızı istiyor. Satışın gerçekleşmesi, işin bütün yönleriyle iyi olduğunu tek başına göstermez.

İnsanlar yıllarca kullandıkları bir ürünün emeğini bilmeseler bile faydasını hisseder. Bazen içlerinden onu yapanlara iyi dilekte bulunurlar. Derste bu durum sessiz dua olarak anlatılıyor. Tersi de mümkündür: Saklanan bir kusur yüzünden zarar gören insanın içinde kırgınlık oluşur. Biz o duyguyu görmeyebiliriz; fakat yaptığımızın etkisi karşı tarafta devam eder. Bu örnek bize emeğimizin görünmeyen tarafını hatırlatır. İş bitmiş gibi görünse de sunduğumuz şey başka birinin hayatında kullanılmaya devam eder.

İman ile güzel davranış birlikte yürüsün

Derste Kur’an’da imanla salih amelin birlikte anılması üzerinde durulur. İnandığımızı söylememizin yanında, yaptığımız işin doğruluğunu ve insanlara etkisini de düşünmemiz gerekir. İbadet hayatımız ile iş hayatımız birbirinden bütünüyle kopuk iki alan olmasın. Bir tarafta güzel sözler söylerken diğer tarafta hileyi normalleştiriyorsak burada kendimizi yoklamalıyız. İnancın günlük hayattaki karşılığı, bir alışverişte veya bir anlaşmazlıkta da görünür. Başkasının hakkıyla karşılaştığımız yerde hangi ölçüyü kullandığımız önemlidir.

Salih amel, yalnızca büyük ve görünür iyiliklerden ibaret düşünülmesin. İşini özenle yapmak, bir bilgiyi doğru aktarmak, bir zararı önlemek ve verdiği sözü takip etmek de günlük sorumluluğun içindedir. Bir ailede yükü paylaşmak, bir çocuğun sorusunu sabırla dinlemek veya bir hayvanın ihtiyacını gözetmek de hayatı daha iyi hâle getirir. Kendi imkânımıza göre bir katkı arayabiliriz. İyiliği sadece gücümüz çok arttığında yapacağımız bir işe ertelemeyelim. Bugünün küçük sorumlulukları da önemlidir. Bir ihtiyacı dikkatle fark etmek, doğru yardımı nasıl sunabileceğimizi öğrenmemiz için iyi bir başlangıç olabilir.

Süreci atlayınca neyi öğrenemiyoruz?

Derste bir dağa çıkma benzetmesi kullanılır. Bir hedefe hazırlık yaparak, adım adım ilerleyerek ulaşmakla, yalnızca vardığımız noktayı göstermenin aynı şey olmadığı düşünülür. Bu benzetmenin amacı bir gezi yöntemi tarif etmek değil, süreçte kazanılan tecrübenin değerini anlatmaktır. Bir beceriyi öğrenirken karşılaştığımız sorular, düzelttiğimiz hatalar ve geliştirdiğimiz sabır bizimle kalır. Yalnızca sonuca sahip olmuş görünmek ise o öğrenmenin yerini tutmayabilir. Ne yaşadığımız ve ne öğrendiğimiz de başarının içindedir.

Bu, zorluğu kendi başına kutsamak anlamına gelmez. Her güçlük faydalı değildir; bazı yükleri hafifletmek ve yardım almak gerekir. Ancak gerekli öğrenmeden sırf hemen sonuç istiyoruz diye kaçarsak eksiklerimiz devam edebilir. Bir meslekte ilerlemek için temel bilgiyi öğrenmek, bir ilişkiyi düzeltmek için konuşmayı denemek veya bir yanlışı telafi etmek için sorumluluk almak zaman ister. Sabır, burada doğru emeği sürdürebilmektir. Daha çabuk olanı seçerken hangi bilgi ve sorumluluğu dışarıda bıraktığımızı düşünelim.

İyilik, paylaşma ve niyet

Derste sadaka, paylaşma ve başkalarına faydalı olma üzerinde de durulur. Bir iyilik yalnızca parayla yapılmaz. Yol üzerindeki bir tehlikeyi kaldırmak, bir yaşlıya zaman ayırmak veya zor durumdaki bir canlıya yardım etmek de bir katkıdır. Bu davranışlar bizi yalnızca kendi isteğimizin etrafında dönmekten çıkarır. Başkasının ihtiyacını gördüğümüzde hayatın bize ait olmayan taraflarıyla da ilişki kurarız. Elimizdekinin paylaşılabilir olduğunu fark etmek, nimeti farklı bir gözle değerlendirmemizi sağlayabilir.

Fakat iyiliği de istediğimiz sonucu satın almanın aracı gibi görmeyelim. Birine yardım ettim, öyleyse artık bütün işlerim istediğim gibi olmalı beklentisi niyetimizi daraltabilir. Güzel bir davranışın değerini yalnızca bize dönecek kazançla ölçmeyelim. Allah’ın rızasını gözetmek üzerinde dururken başkasına faydayı gerçekten istemeyi de düşünelim. Kendimize faydalı bir sonuç dilememiz doğaldır; fakat yöntemimiz ve niyetimiz sadece kendi çıkarımızla sınırlı kalmasın. Verdiğimiz desteğin karşı tarafta oluşturduğu iyiliğin de bir değeri vardır.

Yanlışı gördüğümüzde yeniden başlayabiliriz

İnsan işinde, sözünde veya ilişkilerinde bir hata yapmış olabilir. Bunu fark etmek, artık her şey bitti demek değildir. Kendi payımızı dürüstçe inceleyebiliriz. Nerede israf ettim? Neyi olduğundan farklı anlattım? Hangi hakkı geciktirdim? Bu sorularla düşünmek, kendimizi sürekli suçlamak için değil, düzeltebileceğimiz tarafı bulmak içindir. Başkasının sorumluluğunu da kendimize yüklemeyelim. Fakat kendi davranışımızdaki eksikliği yalnızca çevreyi suçlayarak görünmez hâle getirmeyelim. Tövbe ve telafi, bu dürüst bakışla hayata ulaşır.

Rabbimiz bize hedeflerimiz kadar yollarımızı da dikkatle değerlendirmeyi nasip etsin. Kazanırken dürüst, kullanırken özenli ve paylaşırken samimi olalım. Bereketi yalnızca daha çok şeye sahip olmak sanmayalım; elimizdekiyle daha faydalı ve daha sorumlu yaşayabilmeyi de düşünelim. Yanlışımızı fark ettiğimizde ümidimizi kesmeden dönelim. Her işimize doğrulukla başlayıp doğrulukla bitirebilmek için yardım dileyelim. Bugün küçük bir yalanı düzeltmek, bir israfı önlemek veya birinin hakkını vermekle başlayabiliriz. Güzel bir hayatın yolu, bu gerçek adımlarla kurulabilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir